Türkiye

Truva – Çanakkale
Truva – Çanakkale

Truva – Çanakkale

Sakın bir haftasonumuz da boş geçmesin mantığıyla bir haftasonunu da Çanakkale’de geçirelim dedik 🙂 İstanbul-Samandıra’dan başlayan yolculuğumuz, malesef Cuma akşamına denk gelmesi ve yolların gerçekten bozuk olması nedeniyle tam 8 saat sürdü. Gece 3 gibi Çanakkale’de olduk ve otelimize geçtik…

Her zamanki gibi otel seçiminde yanılmamışım. Biz Hotel Limani‘de kaldık. Gerçekten hem konum olarak hem kalite olarak bana göre Çanakkale’nin en güzel ve tercih edilesi oteli. Öncelikle kordonda yer alması ve iskelenin karşısında olması konumu harika kılıyor. Gecenin 3’ünde inince otobüsten, pek çevreye bakma fırsatımız olmamıştı fakat sabah uyanıp kahvaltıya indiğimizde manzara bizi gerçekten de büyüledi. Bizi şaşırtan 2. şey ise neredeyse konakladığımız Tüm Türkiye genelindeki oteller içinde kahvaltısı en güzel çalışanlarının en özenli ve yardımsever olduğu otel olması. Yolunuz Çanakkale’ye düşerse gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir otel. Sezona göre değişir tabiki fiyatı fakat bizim kaldığımız dönem gecelik 130 TL idi fiyat ve bu kaliteye bu fiyat kesinlikle değer…
Şehir meydanındaki turizm bürosundan aldığımız bilgiyle ilk gün Şehitlik’e değil Truva’ya gitmeye karar verdik. Otele yürüyerek yaklaşık 10 dk mesafedeki minibüs duraklarına yürüdük ve oradan Truva minibüslerine bindik. Minibüs kişibaşı 3 TL’ye sizi Truva’ya götürüyor. Taksiyle gitmek isterseniz ise gidiş dönüş 90 TL fiyat veriyorlar. Biz minibüsün müze girişine kadar gittiği söylendiği için minibüsü tercih ettik, taksiye gerek duymadık. Müzede tabiki Müzekart geçiyor fakat biz ikimizde kartlarımızı unuttuğumuz için yanlış hatırlamıyorsam kişibaşı 15 TL giriş ücreti ödedik.
Antik şehire girdiğiniz anda sizi karşılayan manzara tam olarak bu. Açıkçası söylemeliyim ki 7-8 yaşlarındayken gittiğim Truva’yı neredeyse hiç hatırlamıyordum fakat gördüklerim de beni hiç heyecanlandırmadı. 1870’lı yıllarda Alman amatör arkeolog Heinrich Schliemann tarafından yapılan kazıda çıkartılan eserlerin çoğu Almanya ve Rusya’da imiş. Aynı zamanda Truva 13 farklı aşamadan geçtiği için arkeolog en alttaki tabakaya ulaşabilmek için, belki de o zamanlarda araç gereçlerin bunun için uygun olmaması nedeniyledir bilemiyorum, eserler çok fazla tahribata uğramış. Açıkçası en alt tabakaya ulaşabilmek için üstteki eserleri kaybetmeyi göze almış Heinrich. Arkeoloji kökenli olmaması da buna neden olarak gösterilebilir.
Yukarıda gördüğünüz Truva atı, turistlerin Truva atı nerede soruları üzerine Kültür Bakanlığı tarafından mimar Kadir İzzet Senemoğlu’na yaptırılmış. Zaten gerçek Truva atının döneminde bile varolup varolmadığı kesin değil ve tartışma konusu. Turizme destek amacıyla bu fikir bence çok dahiyane 🙂 Biz ziyaret ettiğimizde bakım nedeniyle kapalıydı fakat normalde merdivenlerden çıkıp altın içine girip fotoğraf da çektirebiliyorsunuz…
Yukarıdaki fotoğrafa aldanmayın. Kesinlikle Truva antik şehri Kapadokya gibi. Tek bir ağaç tek bir gölge yok. Bir de yaz aylarında gittiyseniz başınıza güneş geçebilir, şapka tavsiye 🙂
Açıkçası Truva ile ilgili anlatabileceğim fantastik öyküler yok. Sadece ilginç gelen şey arıların yuva yaptığı, o dönemden kalan kerpiç duvarlar oldu. Bu arada antik kentin çok fazla tahribata uğramasının ve ayakta kalamamasının nedeni de kerpiç yapı olması. Şaka gibi ama alttaki fotoğrafta arı yuvalarını görebilirsiniz…
Biz yaklaşık 1-1,5 saatte Truva’yı gezdikten sonra geldiğimiz minibüslerle dönüş yoluna geçtik. Söyleyeceğim o ki Truva’ya kesinlikle 1 tam gün ayırmanıza gerek yok, yarım gün yeterli. Geri kalan yarım gününüzde de şehitlik’in bir kısmını gezebilirsiniz bizim yaptığımız gibi. Ama o bir sonraki yazıda…
Esra Ersal Administrator

Geziyorum görüyorum paylaşıyorum. Takipte kalın :)

3 comments

  • Yurtsev YARICI Posted on 12 Ocak 2014 at 09:05 Reply

    Merhabalar; öncelikle yazı yazarak Truva'nın tanıtımına katkıda bulunduğunuz için teşekkürler. Ancak son paragraftaki yazınıza katılmıyorum. Truva antik kentini dolaşmak isterseniz evet 1,5 saat belki yeterli olur. Ancak Truva tarihi sadece oradaki ören yeri ile sınırlı değildir. Troas bir bölge olarak geçer ve milli parktır. O nedenle tam olarak anlamak istiyorsanız en az 1 haftanızı ayırmanız gereklidir. Saygılarımla…

    • Esra Ersal Posted on 12 Ocak 2014 at 12:34 Reply

      Ben o paragrafta zaten Truva antik kenti için 1,5 saat ayarmanız yeterlidir demek istemiştim ama yanlış anlaşılmışım sanırm. Teşekkürler fikirlerinizi paylaştığınız için.

  • Cuma Posted on 27 Haziran 2016 at 01:01 Reply

    Ben çocukluğumdan beri çanakkalede yaşıyorum,çok güzel bir memleket .Gezdiğim tüm yerleri hala her ay bir daha gezerim,hiç sıkılmam.Atalarımız o topraklarda canları pahasını sırf bizlere birşeyler bırakabilmek için korumuşlar..

Leave a comment