New York

Times Square – New York
Times Square – New York

Times Square – New York

En son yazdığım New york yazısından sonra araya küçük bir reklam aldım. Sanki bu bana bir uyarı gibi. Neden diye soracak olursanız Times Square yazısı fotoğraflar açısından gayet verimsiz geçecek çünkü fotoğraf makinamın şarjının bitmiş olması nedeniyle bütün fotoğrafları telefonumla çekmiştim. Ve evet telefonum çalındı Las Vegasta. Detaylar bir sonraki yazıda ama siz siz olun tatile giderken sigorta yaptırın, tatilinizi riske atmayın. Buna da bir göz atın belki aklınıza yatar…
Özgürlük anıtını da gördükten sonra Times Square’e dönelim diye kararlaştırmıştık. Bunun için metroyu kullandık ama hangi duraktan bindik hangi duraktan indik hiç hatırlamıyorum doğrusu 🙂 Genelde ben, sanki her gün o yolu kullanıyormuşum gibi bir yolda ısrar ettiğim ve Ceyhun da her seferinde bana inanıp peşime takıldığı için sürekli kayboluyoruz 🙂 Bu konudaki açıklamam içgüdülerime güvenmemle alakalı. Sorun benim içgüdülerime güvenmem de değil Ceyhunun her seferinde bana inanmasında. Sonuç olarak bu konuda da gayet masumum 🙂 Bir şekilde kaybola kaybola Times Square’e geldiğimizde zaten yorgunluktan ölmüştük ve oturup yemek yiyelim bir şeyler içelim diye düşündük. En başta söylemem gereken şeyi şimdi söyleyeyim, eğer New york’a gidiyorsanız beklemeyi bileceksiniz. Benim gibi sabırsız ve acıkınca gözü dönen biriyseniz hiç size göre değil. Çünkü gerçekten Times Square’deki cafe ve restaurantların neredeyse tümü dolu ve 1 saat aramamıza rağmen tek bir boş masa bile bulamadık. En son pes edip meydana döndük ve çevreyi incelemeye başladık…
Times Square’i artık aslında hepimiz filmlerden biliyoruz, aynen göründüğü gibi. Tam olarak şehrin göbeği. Meydanda turistler dışında sadece sokak performansçıları var. Ponpon kızlar, Kiss grubu üyeleri gibi. Dilerseniz küçük ücretler dahilinde onlarla fotoğraf da çektirebilirsiniz. Biz yorgunluktan ölmüş bir şekilde gezmeye çalışırken ben, caddenin biraz daha alt tarafında dev bir Toys “R” Us mağazası gördüm. Oyuncak mağazalarını ve oyun salonlarını gördüğünde yerinde zıplamaya başlayıp gidelim diye mızırdanan ben yine yaptım bütün numaramı ve kendimizi kocaman bir oyuncak mağazasının içinde bulduk. Çocuklu aileler kesinlikle çocuklarını o mağazadan uzak tutmalılar. Tabiki de 1 yıllık maaşlarını orada bırakmak istemiyorlarsa 🙂 
Mağazadan içeri girdiğimizde ikimizde iyi ki uğramışız diye düşündük çünkü 5 katlı mağazanın içinde kocaman bir dönme dolap var. Ya da ben sadece öyle düşündüm bilmiyorum. Sonuç olarak dönme dolapları severim ve hiç, bir oyuncak mağazasının içindeki dönme dolaba binmemiştim. Tabiki de binmeliydim, ama 28 yaşındayım henüz bilet alamam. O yüzden benim yerime bileti sen almalısın 🙂
Sonuç olarak önümüzdeki 5-6 yaşlarındaki 2 çocuğunda önüne geçerek ben o dönme dolaba bindim, yine olsa yine binerim. Mağazadaki bir çok oyuncağı tepeden kuşbakışı görme imkanınız var çünkü bu güzel bir şey 🙂 Şaka bir yana eğer o dönme dolapta 10 dakika oturup dinlenmeseydik felç geçirebilirdik yorgunluktan. Şimdi baktım google’a yorgunluktan felç geçirilmezmiş. Yorgunluktan yorgun düşebilirim ama ve, buna sen bile karışamazsın Google efendi!
Dönme dolaptan inince “Lanet olsun adamım, beni bu dönme dolaba kim bindirdi?” tribine giren Ceyhun Madame Tussauds’a gitmemiz konusunda ısrar ediyor. Yine biraz kaybolmayı göze alarak o tarafa doğru yola koyulduk. Eğer manevi dedem Morgan Freeman ve bir çok ünlü sanatçıyla olan fotoğraflarımı görmek istiyorsanız bir sonraki yazıyı da okumanız gerek. Ama şu an okuyamazsınız çünkü henüz yazmadım. Ama yazınca okuyabilirsiniz, yazınca size haber vermeyeceğim. Arada bir bloga girip yeni yazı var mı bakmanız gerekebilir. Sanki birazdan seninle yeni yazıları haber verip vermemekle ilgili sıkı bir tartışma yaşayacak gibiyiz. Bu yüzden konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum.
Not: Arada bir girip bloga yeni yazı eklenmiş mi kontrol et lütfen. Herkesin sorumlulukları var.
🙂
Esra Ersal Administrator

Geziyorum görüyorum paylaşıyorum. Takipte kalın :)

3 comments

  • Ebru Bayrak Posted on 16 Eylül 2013 at 11:48 Reply

    Çok güzel yazmışsın ama bizi biraz korkuttun açıkçası 🙂 Neden dersen ilk inişte 3 saatlik kuyruk, otelin durumu, restoranlarda yer bulamama, kaybolmalar derken benim gözüm korktu. Biz de Ekimin 24 ünde gideceğiz araştırıp bir program yapmaya çalışıyoruz. İlk olarak NY a ineceğiz, ordan Tampa, Orlando Miami dönüşte son 4 gün NY tekrar, Umarım becerebiliriz. Neyse okumaya devam edeyim ben…

  • Caner Posted on 22 Nisan 2016 at 02:46 Reply

    Times meydanı en merak ettiğim yerlerin arasında başı çekiyor diyebilirim büyüleyici bir güzelliği var çok güzel anlatım yapmışsınız elimde olsa yarın gideceğim 🙂 teşekkürler paylaşım için

  • Ersin Posted on 24 Haziran 2016 at 18:37 Reply

    Fotoğraflara bakınca bile insanı içinden alıyo hayatımta en çok istediğim gidip görmeyi bütün ruhumla istediğim bir şehir en can alıcısı ise times meydanını

Leave a comment